T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Gezilecek Yerler

Kalkan (Kalamaki): Kaş'a bağlı bir mahalle olan Kalkan, Kaş'a 29 km. uzaklıktadır. Görülmeye değer bir koyun kıyısına kurulmuştur. Otelleri, pansiyonları, restoranları ve alışveriş mekanları ile her yıl binlerce turist çekmektedir. Kalkan' ın mimari yapısı ve kent dokusu fazla bozulmamıştır. Yat limanı, uğrayan teknelerin her türlü ihtiyacını karşılamaktadır. Çok sayıda güvercini barındırması nedeniyle Güvercinlik Deniz Mağarası olarak anılan mağara, Kalkan' a 2 km. mesafededir ve mağaraya teknelerle gidilebilir. Saklıkent:Kaş'a 60 km. mesafededir. Bir doğa harikası olan Saklıkent Kanyonuna, ahşap 100 metre uzunluktaki bir köprüden geçilerek ulaşılır. Kanyonda hizmet veren lokanta ve alabalık çiftlikleri bulunur. Kanyonun uzunluğu 18 km. kadar olup, 6 kilometresi yürüyüş yapmak için çok uygundur. Yaz sıcağından kaçmak, serin sularda yüzmek ve ulu çınar ağaçlarının altında dinlenmek isteyenler için ideal bir yerdir.
Antik Kentler
Antiphellos: Antik kentten günümüze ulaşan eserlerin başında şehrin kuzeyinde kayalara oyulmuş mezarlar ile dört bir tarafa serpilmiş Likya lahitleri gelir. Lahitlerin en görkemlisi, bugün Uzunçarşı Caddesi'nde bulunan ve halk arasında Kral Mezarı olarak adlandırılan Likya Yazıtlı Anıt Mezar'dır (M.Ö.4.yy.). Antiphellos'da bulunan önemli eserlerden bir tanesi de Kaş Antik Tiyatrosu' dur (M.Ö.1.yy). 4 bin kişilik seyirci kapasitesine sahip olan yapı M.S.2. yüzyılda onarım görmüştür. 26 basamaktan oluşan tiyatronun sahnesi yoktur ve yapının en önemli özelliği Anadolu'daki denize cepheli tek tiyatro oluşudur.
Tiyatronun kuzey-doğusunda Akdam olarak adlandırılan dor tipinde M.Ö. IV. yüzyıla ait ev tipi bir mezar vardır.Yapı, doğal kaya kesilerek yapılmıştır. 3.5 metre yüksekliğindedir ve içerisinde el ele tutuşarak dans eden 24 kız figürü bulunmaktadır. Hastane Caddesi üzerinde, dış yüzü muntazam kesme taş kullanılarak yapılmış olan Tapınak bulunur. Yapının temel taşlarının Roma Dönemi'nden kaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca yat limanı girişinde bulunan Likya döneminden kalma Su Sarnıcı görülebilir.
Patara (Gelemiş): Kaş'a 45 km. mesafededir. Antik kent, limanın doğu yakasında geniş bir alana yayılmış durumdadır. Kent ve limanı, yaklaşık 3 km. uzunluğundaki vadinin girişindedir. Patara Limanı, Xanthos (Eşen) Çayı'nın getirdiği alüvyonlarla dolunca bugünkü görünümünü almıştır. Kentin adından ilk kez Herodotos söz eder. Rivayete göre Patara, kentin kurucusu, Su perisi Lykia ile Apollon'un doğduğu yerdir. Şimdilik şehrin tarihi M.Ö. VI. ve V. yüzyıla kadar çıkarılmaktadır. Şehir Bizans Dönemi'nde de önemli bir konum edinmiştir. Zira 'Noel Baba' olarak adlandırılan Saint-Nicholas Patara'lıdır. Hz. İsa'nın havarilerinden Saint Paul, Roma'ya gitmek için Patara'dan gemiye binmiştir ve Patara, Erken Hiristiyanlık Dönemi'nde Piskoposluk merkezi olmuştur.
Patara'ya girilirken yol üzerinde Likya tipi Roma Devri mezar anıtları görülür. Girişte üçgözlü Zafer Takı, sular altında kalmış üç nefli Liman Kilisesi ve Hurmalık Hamamının kalıntıları vardır. Bunun 100 m. ilerisinde son kazılarda Likya şehirleri arasındaki mesafeyi gösteren yol kılavuzu bulunmuştur. Klavuz, Dünya karayollarının en eski ve en kapsamlı yol levhasıdır. Antik kentte yer alan Vespasianus Hamamı M.S. 69-79 yılında inşa edilmiştir. Hamamın yanındaki patika izlenirse, Patara' nin mermer döşeli ana caddesine ulaşılır. Caddenin ilerisinde Bizans Kalesi'nin geniş duvarları ile karşılaşılır. Bu kalenin doğusunda Korint Tapınağı ve batı ucunda Bizans Kilisesi yer alır.
Patara Tiyatrosu (M.Ö.2.yy.) bir yamacın eteğine kurulmuştur ve tahmini 10.000 kişiliktir. Tiyatronun kumla kaplı olan bölümleri temizlenmiş ve yapı ortaya çıkarılmıştır. Patara antik kentinde yapılan arkeolojik kazı çalışmaları devam etmektedir.
Patara Plajı, 18 km. uzunluğu (en dar 280m. en geniş bölümü 1500 m. ulaşan ölçümü) ile Türkiye'nin en uzun kumsalına sahip plajıdır. Çevre Bakanlığınca 'Özel Çevre Koruma Bölgesi' ilan edilen Patara plajı, Caretta-Caretta deniz kaplumbağalarının üreme alanıdır. Bölgede, Caretta-Caretta' ların üreme dönemlerinde kaplumbağaların ekolojik ortamlarının devamı için, koruma tedbirleri titizlikle uygulanmaktadır.
Turistik bir yöre olan Patara' da çok sayıda konaklama tesisleri, otel, motel, pansiyon, alışveriş merkezleri ve leziz yöresel yemeklerin yapıldığı restoranlar bulunmaktadır. Ayrıca seracılık da büyük gelişim kaydetmiştir.
Xanthos: Kaş'a 45 km. mesafede Kınık mahallesindedir. Eşen Çayı'nın doğu kıyısında kurulmuş, Likya Birliği'nin başkentidir. Kentin akropolisinden elde edilen yüzey buluntuları yerleşme tarihinin M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzandığını ortaya koyar.
Antik kentteki ilk araştırmalar 1838'de İngiliz Charles Fellows tarafından yapılmıştır ve ne yazık ki görkemli mezar anıtları, Nereidler Anıtı, Harpyler Anıtı, Payave lahdi, Aslanlı Mezar, British Museum'a kaçırılmıştır.
Kent surları Roma ve Bizans Dönemleri'nde onarılarak çeşitli ilavelerle güçlendirilmiştir. Güneyde, M.Ö. 2. yüzyıla ait kapı yer alır. Bu kapının arkasında İmparator Vespasianus'a ait dor düzenli Zafer Kemeri görülür. Güneybatıda kentin ilk kurulduğu yer olan Likya Akropolisi vardır. Artemis'e ait olduğu düşünülen bir tapınağın kalıntıları ile bir Bizans Kilisesi akropoliste bulunur. Kuzeydeki Roma Akropolisinde ise görkemli bir manastır dikkati çeker. Tiyatro, Roma Dönemi'ne aittir ve 2. yüzyıla tarihlendirilir.
Felen Yaylası (Phellos): Kaş'a 12 km. mesafede Felen Yaylası üzerinde, çevreye hakim tepelerde kurulmuştur. Phellos M.Ö. IV. yüzyılda oldukça önemli bir kentti. Antiphellos şehri, Phellos'un limanı idi. Phellos şehrinin etrafını çevreleyen surlardan bir bölümü hala ayaktadır. Kentte yer alan rölyeflerle bezeli bir lahit, M.Ö. IV. yüzyıla ait diğer lahitler ve ev tipinde kayadan kesilmiş mezarlar kenti çevreler.
Gömbe: Kaş'a 68 km. mesafede, Elmalı yolu üzerinde bulunur. Yol boyunca çam ve sedir ağaçlarıyla kaplı ormanlar adeta köyleri gizlemeye çalışır görünümdedirler. Gömbe, soğuk suları ve elma bahçeleriyle ünlü bir yayladır. Turistik amaçlı hizmet veren konaklama merkezleri, yöreye ait kokulu otlardan hazırlanan geleneksel yemeklerin lezzeti , tabiatla bütünleşmenize yardımcı olacaktır.Bölgenin en yüksek dağı Akdağ (3024 metre) buradadır. Yeşilgöl ve Uçarsu, yaz sıcağından kaçmak, doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için serin ve temiz havası ile ideal yerlerdir. Yöre, dağlardan toplanan kar ile yapılan dondurması ve kar şerbetiyle ünlüdür.
Belenli (İsinda): Kaş'tan 13 km. mesafede Belenli Köyünün hemen yakınındaki tepe üzerinde kurulmuştur. İsinda küçük bir Likya şehridir ve etrafı surlarla çevrilidir. Kentte yer alan akropolün ortasında Likya yazıtlı iki ev tipi mezar ilgi çekicidir. Ayrıca birçok kaya mezarı ile Roma Devri'ne ait Likya tipi lahitler günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
Bezirgan (Pirha): Önemli bir yayla köyüdür. Pirha kalıntılarına köyden 20 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılır. Antik kent denizden 850 metre yüksekte kurulmuştur. Kaya mezarları çoktur ve yönleri denize doğrudur. Lahitler ise dağınık bir şekilde sıralanmıştır. Birçok heykel ve rölyef bulunmuş olup, Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir.
Sütlegen (Nisa): Kaş'a 60 km. mesafededir. Önemli bir yayla köyüdür. Ören yeri, köyden 15 dakika mesafededir. Şehrin Likçe olan ismi Neiseus, tiyatronun duvarında yazılmaktadır. Nisa'da Likya ve Roma Devri'nden kalma tarihi kalıntılar bulunur. Bazı lahitlerin ön cephelerinde, mızrak, kalkan, kadın ve erkek tasvirlerine rastlanmıştır. Antik kentin Agorası ve tiyatrosu bulunur. Likya Birliği Devri'nde bastırılan sikkeler, Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir.
Aperlai (Sıçak İskelesi): Sıçak yarımadası üzerinde, Sıçak İskelesi’ndedir. Buraya Kaş’tan yada Üçağız’dan kiralanarak teknelerle ulaşılır. Yada Sahilkılınçlı köyünden yürüyerek varılabilir. Ele geçen sikkelerden bir Likya liman şehri olan Aperlai2nin tarihinin M.Ö. V. Veya IV. Yüzyıla kadar indiği anlaşılır. Deniz kenarında şehri çevreleyen surları görmek mümkündür.üç adet kemer,bir kilise kalıntısı ve çok sayıda lahit bulunmaktadır. Bazı mezar kalıntıları ve rıhtımı depremler sonucunda deniz içerisinde kalmıştır.
Apollonia (Sahilkılınçlı): Kekova yolu üzerinde Likya döneminden kalma önemli bir Likya kentidir. Kaş’a 22 km. mesafedir. Kalıntılardan anlaşıldığına göre M.Ö. IV. Yüzyılda kurulmuştur. Şehir L harfine benzeyen bir kayalığın üzerine kurulmuştur. Kenti çevreleyen surların bir bölümü ayakta kalmıştır. Likya lahitleri,Bizans kilisesi,Tiyatrosu,bir hamam kalıntısı ve sarnıç yer aşmaktadır.
İlçemiz Gökçeyazı mahallesinde bulunan Corba Antik kenti Likya döneminden kalmadır.Şehirde bir çok Likya Lahdi,Su kuyuları ve antik duvarlar bulunmaktadır.Kazı yapılmamıştır.Yakınında bulunan Kyenai antik kentine lojistik destek sağlayan bir antik kent konumundadır.
Dirgenler Dereağzı Şişama Kilisesi: İlçemiz Dirgenler mahallesi Dereağzı mevkiindedir. Kilisenin bazı kısımları yıkılmasına rağmen bazı kısımları ayakta kalmıştır.Mimarisi ilgi çekicidir.Kilise 6. Yüzyılda inşa edilmiştir.Likya döneminde 9. Ve 10. Yüzyıl Likyasının Myra’ya bağlı en önemli kilisesi olduğu yolunda bulgular mevcuttur.Kilise çevresinde yol kalıntısı,şehrin kale duvarları,susarnıçları bulunmaktadır.Basit yapılı lahitler ve kayaya oyulmuş lahitler ilgi çekicidir.
Kyenai (Yavuköy): Demre karayolu üzerinde bulunan Yavuköy yakınında bulunan Kyenai antik kenti Likya döneminden kalma bir antik kenttir.şehri çevreleyen surların bazı kısımları ayaktadır.Likya döneminden kalma lahitler mevcuttur.Ayakta kalmış 25 oturma sıralı tiyatrosu mevcuttur.Tepeden Kekova gözükmektedir.
Üçağız (Theimussa): Demre ilçemiz sınırları içerisinde kalmaktadır. Karayolu ile Kaş’a 35 km. mesafededir.Tarihi M.Ö. IV. Yüzyıla kadar inmektedir. Likya lahitleri,gözetleme kulesi,kilise gibi antik eserler mevcuttur.
Kekova (Batıkşehir): Üçağız’dan teknelerle ulaşılır.Ada üzerinde bulunan Tersane Koyu ilgi çekicidir. Batıkşehir Kekova adası üzerinde yer almaktadır. Batıkşehirde yüzmek yasaktır. Teknelerle batıkşehir üzerinden geçerken denizaltında ve karada bulunan antik eserler görülebilir.Depremler neticesinde suların yükselmesiyle antik kentin sular altında kaldığı tahmin edilmektedir.
Simena (Kaleköy): Tarihi Simena antik kenti üzerine kurulmuş Kaleköy’e ulaşım sadece teknelerle yapılır.Burada eski tarih ile yeni tarih iç içe geçmiş durumdadır.Kentin tarihi M.Ö. IV. Yüzyıla kadar gitmektedir. Deniz içerisinde bulunan Lahit adeta Simena’nın simgesi gibidir.Patika ve merdivenlerle Ortaçağ’da kullanılmış kaleye varılır. Kalede değişik dönemlerin izlerini görmek mümkündür.Kaleden hemen karşıda bulunan Kekova adasının, diğer adaların ve irili ufaklı koyların manzarası nefistir.Kale içinde doğal kayaya oyulmuş 7 oturma sırası ile 300 kişilik tiyatrosu mevcuttur. Ayrıca; şehrin dört tarafına yayılmış lahitler,duvarla, hamamlar ve kilise kalıntıları mevcuttur.
Demre: Kaş ilçemize 48 km. mesafededir. Myra Antik kenti, Noel Baba Kilisesi ve Andriake limanı buradadır.Ayrıca; yeni hizmete açılan Likya Müzesi de ziyaret edilebilir.