T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Belde ve Köylerde Bulunan Eserler

COLYBRASSUS (Susuz Ayasofya)

Güzelbağ beldesinin kuzeydoğusunda Bayır Koz ağacı sınırlarında, Susuz Dağı yamacında yer alan antik kent Alanya’nın 30 km kuzeyinde, ilçe merkezinin ise 16 km uzağında yer almaktadır. Bölgeye ulaşmak için 2 yol izlenebilir. Birincisi ilçe merkezinden 12 km.lik yarım saat süren bir yolculukla ulaşılır. İkincisi; bu bölgeye Alanya güzergahından ulaşılmak istenirse Antalya-Alanya karayolu üzerindeki Konaklı Beldesinin merkezinden Güzelbağ istikametine göre sağa dönülür.26 km.lik yolculuk sonunda Güzelbağ ‘a ulaşır. Güzelbağ merkezinden Gündoğmuş istikametine göre bir-iki dakikalık bir yol aldıktan sonra OGM ‘ne ait kereste deposunu geçtik ten hemen sonra sağa Bayır Koz ağacı yoluna sapılır. 1,5 km bu köy yolunda seyrettikten sonra karşımıza çıkan sağdaki ilk toprak yolu takip ederek 3-4 dakika süren bir yolculuk sonunda Ören yerine ulaşır.

İlk olarak geçmişte olduğu gibi günümüzde de hala buğday ve arpa ekim alanı olarak kullanılan tarlalar ve bunların arasındaki lahitlerle karşılaşılır. Günümüze kadar yerli yabancı birçok arkeolog tarafından incelenmiştir. Bu arkeologlardan bazıları şunlardır:1811 Deaufort-1892 Heberdey, Nilhelm 1957 Aziz Albek ve 1963 Mitfort.Ancak kent hakkında 25 farklı plan çizilmesine ve bunca araştırmalara rağmen yörede günümüze kadar hiçbir resmi kazı çalışması yapılmamıştır.

Ören yerinin en önemli yapıtları; cephesi anıtsal nitelikte olan ve doğrudan ana kayaya oyulmuş KAYA MEZARI, köşe başlıkları İyon tarzında yapılmış tapınak ve kent girişindeki metropolde yer alan lahitlerdir. Buradaki yapılar daha çok Roma ve Bizans mimarisinin özelliklerini yansımaktadır. Ören yerinde kazı çalışmaları tapılmadığı için kentin diğer eserlerinin büyük çoğunluğu toprak ve bitki örtüsü arasında kaybolmuştur. Bölge koruma altına alınamadığı için bölge yıllardan beri definecilerin yoğu talanına maruz kalmış özellikle tapınaklar ve mezarlar büyük ölçüde zarar görmüştür.

KAYA MEZARI

Kentin girişinde boğazın daraldığı noktada yer almaktadır. Mezar odasına kayaya oyulmuş 18 basamaktan oluşan bir yol ile ulaşılır. Mezar odası tek mekan dan oluşmakta ve içerisinde tek kişilik kline (1) bulunmaktadır. Mezarın dış cephesi basık kemer şeklinde oyulmuş kemerin içi medusa başıyla süslenmiş ve kemerin her iki yanı kartal motifleriyle süslenmiştir.

(1) Kline: Arkeolojik terim, ölü yatağı.

LAHİTLER

Şehrin girişinde diğer antik kentlerde olduğu gibi ilk olarak metropoldeki lahitlerle karşılaşılır. Burada bulunan lahitler tamamen kesme taştan gövde ve kapak olarak iki parça yapılmıştır. Lahitlerin büyüklükleri 1,5-3 metre, ağırlıkları 1-3 ton arasında değişmektedir.Fakat bunların arasında bir istisna bulunmaktadır.Şu an Alanya Müzesinin bahçesinde bulunan lahit bir oda büyüklüğünde olup,3 metre yüksekliğinde ve 10 ton ağırlığındadır.Metropolde bulunan lahitler çok çeşitlidir.Bazıları son derece sade ve yalın,bazıları ise kapakları çatı biçiminde olup kapakların baş kısmı aslan başı kabartmalarıyla bezenmiş,çatının tepe ve saçak kısımları ise akrotellerle süslenmiştir. Ayrıca bazı lahitlerin de ön kısmında ölen şahsın hayatını şiirsel bir dille anlatan dörtlükler yer almaktadır.

Bölgede bulunan yazıtlar G.E.Bean’e göre Roma kıyı şehirleriyle farklı karakterlerde olup milattan sonra 1.Ve 2.Yüzyıllarda yazılmış olabileceğini savunmaktadır. Aynı zamanda burada yaşayan insanlarında farklı ırklardan olduğunu ileri sürmektedir. Dış etkilerden uzak koyak tipi bir vadi içerisinde kurulmuş olan kentin yabancılarla ilişkileri son derece zayıftı.

Üzerine kurulmuş olduğu dağın isminden anlaşılacağı gibi yöre su kaynakları açısından son derece fakirdi. Kent merkezinde bir adet sarnıç bulunmakta ve kent merkezine en yakın su kaynağı 10 dakika uzaklıkta bulunmaktadır.

CASAE(Aşağı ve Yukarı Asar Kaleleri)

Bu yöreye halk arasında KÖYİÇİ denilmekte ve kalelere de SÜRMENİ kalesi denilmektedir. Bu antik kent Gündoğmuş ilçesinin 2 km güneybatısında köyiçi mevkiinde kurulmuştur. Bu kent ve bu kentin tam karşısındaki yamaçtaki Senir köyünün kuzeyinde kurulmuş olan antik kentin güvenliği için bir nevi ileri karakol olarak inşa edilmiş olan Yukarı Asar kaleleri; birincisi, Köyiçi mevkiinin tam karşısındaki tepede inşa edilmiş olan Yukarı Asar kalesi büyük ölçüde ayakta durmaktadır. Kalenin doğusunda sur duvarlarının dibinde bir adet sarnıç bulunmaktadır.

İkinci kale olan Aşağı Asar kalesi ise Alara çayı kıyısında inşa edilmiş olup günümüzde büyük ölçüde tahrip olmuş bulunmaktadır. Bu yörede yaşayan halk zeytin ve üzüm üretiminde oldukça geliştirmişlerdir. Burada SALINCALANI ve SÜMENİ mevkiinde yamaçlar boyunca birçok noktada kayaya oyulmuş üzüm suyu sıkma işleminde kullanılan ŞIRAHMANALAR ve zeytinyağı sıkma işleminde kullanılan ve insan ve hayvan güzüyle kullanılan SIKLIK adı verilen yapıları görmek mümkündür.

Ayrıca bu yörenin kuzeybatısındaki yamaçta yontma taş döneminden izler taşıyan oyma mağaralar bulunmaktadır. Yörenin iklimi ve toprak türü incir,zeytin ve üzüm yetiştirilmesine son derece elverişlidir. Yörede az miktarda da narenciye üretimi yapılmaktadır.

SENİR(Kese)

İlçe merkezinin 5 km güneybatısında adını aldığı eski Senir köyünün ise 1 km kuzeybatısında yer almaktadır. Ören yerine ulaşmak için 2 yol izlenebilir. Bunlardan birincisi ve en kolay olanı Gündoğmuş –Antalya istikametinde yol üzerindeki OGM ye bağlı Senirçaltı kereste deposunun yolun kenarındaki güney bölümünden vadi boyunca 5 dakikalık bir yürüyüş sonucunda antik kente ulaşılır.

İkinci yol ise ilçe merkezine 12 km uzaklıktaki Senir beldesinin merkezinden 1-1.5 kuzeye doru süren yorucu bir yolculuktan sonra kent merkezine ulaşılabilir. Şehre varıldığında çalılıklar arasında ilk göze çarpan eser MAUSELEUM dur. İkinci olarak alçak tepe üzerindeki akropol duvarları, üçüncü olarak da akropolün doğusundaki dayanıklı zengin evleri göze çarpmaktadır.

Mauseleum : Kentin fakir görünümüyle zıtlık oluşturan bir yapıdır. Mozolenin doğu ve batı duvarları büyük ölçüde yıkılmıştır. Mozolenin alınlık kısmı sağlam olarak yapının arka kısmında yer almaktadır. Mozoleye giriş yapının arka kısmından alçak bir kapıyla sağlanmaktadır. Yapının toplam yüksekliği 5 metredir. Yapı 2 metre yüksekliğindeki basık bir mahzen üzerine iki katlı ve kare planlı olarak inşa edilmiştir. Yapı tamamen taş kesme olup hiçbir şekilde harç ve kenet kullanılmıştır. Yapı bloklar halinde bindirme tekniğiyle inşa edilmiştir.

Akropol: Alçak bir kayalık tepe üzerine kurulmuştur. Akropolün sur duvarları karışık malzemeyle inşa edilmiştir. Sur duvarları büyük çoğunlukla tahrip olmuştur.

Evler: Kentin güneybatısında bulunan evler son derece basittir. Bu evlerin büyük çoğunluğu harap durumdadır. Ancak akropolün kuzeydoğusunda yer alan evler daha dayanıklı ve sağlamdır.Bu bölümde bulunan birçok evin kapı üst kapı eşiklerinde haç işaretini görmek mümkündür. Yörede hiç kiliseye rastlanmamasına rağmen Efes meclisinde CASAE ile birlikte tek rakip tarafından temsil edilmiştir.

Bazı Arkeologlar hiç kilise bulunmaması ve SENİR adının çok rastlanan bir Türk ismi olmasından dolayı yörenin eski bir Türk yerleşme merkezi olduğunu ileri sürmektedirler.

GEDEFİ İNİ (Kilise Mağara)

Gündoğmuş ilçesinin 5 km kuzeybatısında ve Karadere köyünün DOĞUSUNDAKİ DAĞIN YAMACINDA YER ALMAKTADIR.Bu antik kentte ulaşmak için ilçe merkezine 3 km uzaklıktaki Senirçaltı kereste deposundan sağa dönülür, Karadere istikametinde yaklaşık 500 m gittikten sonra tekrar sağa stabilize yola sapılır.Yaklaşık 4-5 dakika bu yolda ilerledikten sonra sola dönülerek araç burada bırakılır, çam ormanları arasından 5 dakika süren yorucu bir yolculuktan sonra mağaraya ulaşılır.

Kent yerleşimi ve mağara girişi büyük ölçüde ormanlıklar ve çalıklıklarla kaplı olduğu için bilen bir kılavuzla gidilmesi uygun olur. Mağara kilise halk arasında Gedefi İni olarak bilinmektedir. Mağara yaklaşık 20 m yüksekliğinde ve 13 m uzunluğundadır. Savaş zamanında sığınak olarak kullanılan mağara kilise gizli olmak üzere iki adet kapısı bulunmaktadır. Ancak daha sonraki dönemlerde yaşanan depremler sebebiyle meydana gelen göçüklerle mağaranın ağzı tamamen açılmıştır.

Mağarada savaş zamanında su ihtiyacını karşılamak için sonradan açılmış bir adet kuyu bulunmaktadır. Mağaranın duvarlarında ikisi doğuda ve biride batı duvarında olmak üzere duvarlara oyulmuş üç adet yazıt bulunmaktadır.

Bu yazıtlardan anlaşıldığı kadarıyla mağara kilse olmadan önce bir tanrıça mabedi olarak kullanılmıştır. Ancak bu tanrıçanın kim olduğu hakkında kesin bir bilgi yoktur. Girişin tam karşısında kayaya yapılmış olan fresk büyük ölçüde zara görmüş olsa da ana panodaki Hz. İsa ve başındaki altın sarısı kaleyi (kutsal ışık ) görmek mümkündür. Freskte kırmızı ve sarı ton hakimdir. Mağaranın batı duvarını süsleyen ve 1980 li yıllara kadar canlılığını koruyan mozaik defineciler tarafından yerinden sökülerek çalınmıştır.

Mağarada ele geçirilen çömlekler, tuğlalar, metal işi parçalar pagan (2) zamanından kalma sunumlardır. Ele geçen buhardandık, kandiller ve dinsel törenlerde kullanılan diğer aletler geç Roma ve Bizans dönemine aittir. Mağaranın hemen üzerinde yamaç boyunca uzanan büyük bir alanı kaplayan asıl kent yerleşimi ve kenti çevreleyen duvarlar yer almaktadır. Yörede bulunan mezarlar son derece sadedir. Mezarların büyüklüğü gömülen kişi sayısına göre değişmektedir. Mezarlar taş oda gömü tekniğiyle inşa edilmiştir.

(2) Pagan :Çok tanrılı halklar ve onların inançlarına ilişkin şeyler için kullanılır.

(Büyük Larausse)

KASEYİR(Taşahır)

Gündoğmuş’un yaklaşık 9 km batısında ve asfalt yolun güneyinde yer almaktadır. Taşahır‘ın çınar ağaçlarının gölgesi altındaki kahvenin ve pınarın tam karşısındaki kayalık ve tepe üzerine kurulmuştur. Mesire yerinin 100 m batısındaki virajın altına ulaşıldığın da kent görülmeye başlar. İlk olarak düz arazi üzerindeki kayalıklara oyulmuş merdivenler görülür. Daha sonra iç kısımlara doğru kemerlerinden yıkılmış binaların kalıntılarıyla dolu karmaşık bir alan içerisinden yol bir geçitle iç kaleye doğru uzanmaktadır.

Kalenin güneybatı surları son derece basit ve az bir işçilikle son derece basit bir şekilde inşa edilmiştir.Kalenin kuzeye doğru uzanan üst kısmındaki küçük tepecik üzerinde küçük bir tapınak kapısı yer almaktadır.

Tapınağın alınlık bloğunun bir bölümü ile birlikte kayaya oyulmuş işlemeleri görmek mümkündür. Tapınağın sütunlarının oturduğu yerlerde izlerinin hala görmek mümkündür. Doğuda birleşen diğer tepeciğin üzerinde yer alan yıkık bir bina bir zamanlar şehrin en gösterişli ve en sağlam binasıymış. Bu binanın hemen yanında bir adet kireç ocağı bulunmaktaymış. Bu yapı şehrin tam merkez noktasında olup kenti dörde bölmekteydi.

Yörede 3 adet yazıt ele geçirilmiştir. Bunlardan bir tanesi KASEYİR ‘in CASAE ‘in kolonisi olduğunu ispatlayan bir belgedir. İkinci yazıt ise bir CASATAN’ı (3) onurlarından bir yazıttır.

Giriş bölümünün hemen aşağında çam ağaçlarının altında 1 m genişliğinde ve 2 m uzunluğunda olan ve üzerinde MEDUSA (4) başı kabartmaları bulunan işlemeli metot bulunmaktadır. O dönemlerde bu tür kabartmaların koruyucu niteliği olduğuna inanılmakta ve bu tür kabartmalar daha çok önemli yapıların girişlerine konulmaktaydı.

(3) Casatan: Taşağıl’da ikamet eden ve Side vatandaşlığıyla gurur duyan bir kimsedir.

(4) Medusa: Yunan mit: 3 gorgondan biri ve tek ölümlü olanıdır. Bakışlarıyla insanı taşa çeviren gözleri parlak ve saçları yılanlarla kaplı başı vardır.