T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

SOKÜM Antalya İl Tespit Kurulu’nun 2017 Yılı Olağan Toplantısı Gerçekleştirildi

Müdürlüğümüzce yürütülmekte olan Somut Olmayan Kültürel Miras ve halk kültürü çalışmaları kapsamında Müdürlüğümüz Halk Kültürü Araştırmacısı Öznur TANAL tarafından Antalya İli Korkuteli İlçesi Küçükköy ve Büyükköy Mahallelerinde "ALAFARADIN KİLİM DOKUMACILIĞI" konulu bir çalışma gerçekleştirilmiştir.

SOKÜM Antalya İl Tespit Kurulu’nun 25 Aralık 2017 tarihinde gerçekleştirdiği 2017 Yılı Olağan Toplantısında kurul üyesi Öznur TANAL tarafından hazırlanan "ALAFARADIN KİLİM DOKUMACILIĞI" başlıklı dosyanın Somut olmayan kültürel miras envanterine alınmak üzere KTB - Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesini kararlaştırmıştır. Bu kapsamda,  2017 Yılında gerçekleştirilen alan araştırmalarında konunun derinlemesine ele alınarak, bu unsurun geleneksel ve folklorik özellikleriyle tümüyle belgelenmesi ve kayıt altına alınmasının sağlanması amaçlanmıştır.

ALAFARADIN KİLİM DOKUMA GELENEĞİ ve ALAFARADIN KİLİMLERİ: 

Unsur Antalya yayla ve Yörük kültürünün bir parçasıdır. Korkuteli Büyükköy ve Küçükköy’de dokunan kilimlerin genel adıdır. Bunlar Büyükköy’ün kurucusu olduğu söylenen Büyük Ali Fahreddin ile Küçükköy’ün kurucusu olduğu söylenen, Küçük Ali Fahreddin’e çeyiz olarak dokunmuş kilimler olduğuna inanılmaktadır. 

XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Teke Sancağındaki 21 Cemaatten biri olan Uluyörük Cemaati’ne bağlı Alifahreddin boyuna bağlı Yörükler tarafından dokunduğu sanılmaktadır. Bu boy bölgeye 1500lü yıllarda gelmiştir. Kaynak: Osmanlı vergi defter kayıtları. 
Dokumacılık geleneği önceden beri varmış ama Onların çeyizine Onlara yakışır bir hediye yapmak istediklerinde bu güzel kilimleri yaratmışlar. Onların adının telaffuzu zamanla Fahreddin’den Faradın’a dönüşmüştür. Bu şahıslar her iki köyün kabristanında yatmaktadır.

Biri demir, biri ağaç (çam) olmak üzere ki çeşit tezgâhta dokınurlar. Alt, üst ve iki yan tahtadan oluşurlar. Bunlara; “yan tahtası, alt ve üst tahtası” denir. Çözgüleri doladığınız yere “Topak”, çözgünün ortasında bulunan, çözgü iplerinin arasını açıp kapatmaya yarayan parçaya; “Kücü” denir ve vişne ağacından yapılır. “Mengene” çözgü tellerini gergin tutmaya yarar. “Kirkit” de desenleri sıkıştırır.

Bu tezgâhlarda “astar” denen “iplik dokuma”lardan cicimlere, kilimlere birçok yazgı dokunur. İplik dediğimiz eski çaputlardan kesilmiş çıkıntı şeritlerdir.  Diğer kilim çeşitleri; Sarı sakız namazlağa, kelle, yolluk, büyük kilim, küçük kilim.
Kilimler ilkbaharda koyunlardan kırkılıp türkü işlemlerden geçen yünlerden yapılır. Bu ipler önce kirmen ile ip yapılır. Sonra “tengerek” ile iki ipten kalın bir ip yapılır ki bu kilimin çözgüsünde kullanılır. Daha sonra eskiden kökboya, son yıllarda da kimyasal boyalarla boyanıp dokunur.

Doğal boya tabiatta bulunan çeşitli bitkilerin boya maddelerinden yararlanılarak üretiliyor. Bu boya maddeleri bitkilerin kök, gövde, yaprak, çiçek ve meyvelerinden elde ediliyor. Bunların bir kısmını taze bir kısmını ise kurutulmuş olarak kullanılıyor. Örneğin; boz rengi elde etmek için ağaç dalı, sarı rengi elde etmek için papatya, yeşil rengi elde etmek için ceviz yaprağı ve bordo rengini kızılçam kabuğu ile adaçayını karıştırarak elde edilir.

Küçükköy’de muhtarlıkça “Alafaradın Kilimi” adıyla patenti alınan kilimlerin adı Büyükköy’de; “Göllü Kilim”dir. Desen sayısına göre, “Dört - Beş - Altı Göllü Kilim” olarak adlandırılırlar. 5 göllü bir kilim 4 - 5 kişi ile bir hafta, onbeş günde dokunurmuş. Desenleri; ceviz, beşli, çengel, gran çengelli, maşşa (H harfi gibi olan, onun dokunmasına da maşşa döğme denir) koyungözü gibi isimler alır. Kökboya kullanılmadığı için yıkanmaz. Sadece çırpılır. Bu yün kilimler kir tutmaz, kendi kendini temizler. Bu kilimleri dokurken söylenen maniler de vardır.

Halı dokurum halı,
Ortası beyaz-sarı,
Beni yardan ayıran,
Kirli gömlekli garı..


Kilimin ortasına gelindiğinde;

Kilimin ortası batıyo! Saabı gelsin, denir. Kilim sahibi dokuyanlara tatlı, helva, patlamış mısır vb hediyelerle gelir. Kilimin bitimine de “Kesdel” denir. Kesilirken sahibi yine gelir. Kilimi dokuyanlar; “makas kesmiyor!” diyerek bahşiş isterler, kilim sahibi de onlara bahşiş verir. Beş göllü bir kilim bundan 20 yıl önce 160 liraya dokunurmuş. 

Bir de; Döğme Kilim, Ak veya Bışgılı Kilim denen cicimler vardır. Motifleri kesik bışgı, koyun gözü, beşli, nebi, gadife, düz çıbık gibi adlar alır. Hüznü anlatan bu kilim genelde ya mutluluk versin diye eve serilir ya yüklüğe örtülür. Darlığı da varlığı da gizler..
Ayrıca siyah ve doğal yün rengi iplerle yük heybesi dokunur. Bu heybe bazen tohum atmada, bazen de gelin kızın evine hediye erzak yollamada kullanılır. 

Göllü kilimler Büyük Ali Fahrettin’e hediye edilen Alafaradın Kilimi olduğu söyleniyor. İlk örneklerine; Daraklı haba, benli haba adı verilmiştir.  

Köyde bu işi yaşatan ve Halk Eğitim Merkezi Usta Öğreticisi olarak kurs veren Zeynep TUĞ doğal kilimlerin insana ruhsal ve bedensel şifa kaynağı olduğunu her fırsatta anlatıyor. “Eski moda” diyerek bazen bedava, bazen öldüm fiyatına ellerinden alınıp bunun yerine “yeni moda” diye yutturulan sentetik halı ve örtülerin de sağlığa olumsuz etkileri olduğunu. 

Büyükköy’de Göllü Kilimlerin yanısıra torba, heybe, kolan da dokumuş. Çocuklarına, torunlarına, yüzlerce kilim dokunmuş. Para karşılığı başkasına da dokunurmuş. Bazen oldukça büyük olan, dört- beş - altı göllü kilimler için dört - beş kişi bazen imece yapar bazen de yevmiyeci tutarlarmış. Üç kişi öne, biri arkaya otururmuş. Herkes atacağı ilmeği, dokuyacağı deseni bilirmiş. İyi dilek ve dualarla başladıkları kilimlere attıkları her ilmeğe bin umut katmışlar. “Şu gün başlarsak iyi veya kötü olur, bu gün olmaz” diye bir inançları yok, aksine “Allahın kötü günü olmaz” gibi olumlu birçok inançları var. Eskiden köyde dokumayan insan yok gibiyken şimdi bir kişi kalmış. Kar-kış dinlemeden 8 ay kilim dokur, 4 ay ileçberlik yaparlarmış. Dokumacılar kilimleri birer psikolog, doktor, bu işi de terapi olarak görüyorlar. Göllü Kilimler delikli olduğu için yere serilmez, duvara asılırmış. En çok beyaz, siyah, yeşil ve kırmızı renkler kullanılıyor.  

Desenleri; Çıbık, top, çanak, maşşa, böğür topu, ceviz, gol, köşşek, fener topu, güçcük top, çengel vb.dir.  Bu gelenek Seferberlik’ten beri var, 500 yıldır var, diyorlar. Eskidi diye yeni (!) halılara heveslenmiş, gelen uyanıklara verdikleri güzelim kilim ve alaçuvallara yanıyorlar. Yüzyıllardır küçük yaşlardan itibaren büyükten küçüğe öğretilip aktarılan bu hüner son yıllarda Küçükköy’de Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı kurslara katılan kursiyerler, Büyükköy’de de sadece bir kişi tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır.

Soküm 2017 Toplantısı.jpg

alafaradin kilim 1.JPG

alafaradin kilim 2.JPG

alafaradin kilim 3.jpg